Affet Beni Tanrım, Kardeşime Saldırdım

Azer Hasret

Azer Hasret*

Olaylar yeniden dünyanın dikkatini bir zamanlar Orta Asya`nın demokrasi adası adlandırılan, belki de demokrasisi bol ama ekonomisi zor durumda olan Kırgızistan`ın üzerine çekti. Bu ülkenin insanları afacan, cana yakın, demokrasiye ve karşılıklı saygıya bağlı, misafirperver, başka halklara karşı en hoşgörülü insanlar sırasındadır. Bir yabancı Kırgızistan`ı ziyaret ettiğinde kendini kendi ülkesinde hissedebilecek kadar rahat olabilir. Yani burada yabancı düşmanlığı diye birşey yok. Hele komşu ülkelerde yaşayan veya komşu ülke kökenli olan insanlara karşı düşmanlık hiç yok.

Ama oldu. Birşeyler oldu ve Kırgızlar kardeş Özbekler`le düşman haline getirildi. Evet, getirildi diyorum, çünkü 2010 yılının Nisan ayından süregelen olaylar aslında Kırgızlar`ın kendiliğinden meydana çıkardığı haller değil, dış merkezlerin kendi çıkarları için kışkırtması sonucudur.

2010 yılı Nisan ayında Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev devrildi. Onun devrilmesi ardından bir sürü tatsızlıklar da getirdi. Birileri Kırgızistan`ı Güney ve Doğu olarak ikiye bölmekle yeni Federe Kırgızistan devleti kurma peşine düştü. Bu senaryo işe yaramadıkça guya Ruslar`a karşı bir tavır varmış gibi görüntü yaratılmağa başlandı. Ve Kırgızlar`ı sokaklara dökmeyi becerenler onların bu halini kullanarak kardeşleri üzerine yönlendirebildiler. Bu kez Kırgızlar Ahıska ve Azerbaycan Türkleri üzerine yönlendirildi ve ortada ölen ve yaralananlar bırakıldı. Olaylar bir süre sakinleşse de yeniden harekete geçen düşman (su uyur, düşman uyumaz derler ya) bu kez ülkenin Güney`inde Kırgızlar`la Özbekler`in iç-içe yaşadığı Oş vilayetini hedef aldı ve maalesef isteğine ulaşabildi. Yani buradaki Kırgızlar`la Özbekler`i, iki aziz kardeşi birbirine düşman etmeği becerebildiler. Haziran ayının 10`unu 11`ine bağlayan gece Özbek ve Kırgız gençleri arasında ortaya çıkan çatışmayı büyüterek halklararası bir savaşa dönüştürenler aslında herşeyi planlı yaptılar. Ama maalesef şu ana kadar hem Kırgızlar, hem de Özbekler`in bazı kısımları durumun altında yatan gerçeği anlamış değillerdir. Kırgızistan`da yaşananlar dış güçlerin bu ülke için çizdiği korkunç senaryoların bir hissesidir! Evet, böyledir! Birileri Kırgızistan`dan bu zamana kadar alamadıklarının bedelini böyle ödettiriyor! Kardeşi kardeşe karşı koymakla! Bilanço ise hiç de içaçıcı değil: Haziran ayında çıkan olaylar sonucu 251 kişi katledilmiş, iki bin iki yüz kadar yaralanmış, yüz bine kadar insan Kırgızistan`ı terk ederek Özbekistan`da mülteci kamplarına yerleşmiş, daha yüz binlerce insan Kırgızistan içinde evlerini terketmek zorunda kalmış, Oş şehrinin yüzde yetmişi, Celalabad`ın yüzde kırkı yıkılmış yakılmış! Artı Özbekler`le Kırgızlar düşman haline getirilmiş ki, bu düşmanlığı yok etmek hiç de kolay olacağa benzemiyor. Evet, oyuna getirilen aziz milletimizin bu kesimi onlara yaptırılanların bedelini bir süre dahi ödemek zorunda bırakılmıştır artık!

Peki bu olayların arkasında yatan nedir o zaman? Neden birileri sakin ve afacan bir milleti ayaklandırarak kardeşi kardeşe karşı koyuyor? Ve tüm bunları yaptıranlar kimdir acaba? Artı Türk dünyası bu olaylara neden gereken özeni göstermedi veya gösterdi de biz duyamadık? Yani Kırgızistan Rusya`nın, Batı`nın eline neden bırakılıyor? Yahut da Çin`in buralarda cirit atması için neden imkan sağlanıyor? Kimdir tüm bunları böyle bir aşamaya getiren? Kırgızistan`dan dünya güçlerinin alamadığı bir şey mi vardır acaba? Sorular çok, ama net cevaplar da yok değildir…

Yukarıda yazdığımız gibi Kırgızistan sakin ve genellikle fakir bir halkın devleti. Ülke ekonomisi diğer Türk devletleri ile kıyaslarsak en arkada. Siyasi istikrar hiç bir zaman sağlanamıyor. Yani tabii ki, istikrarın olmaması kendiliğinden değil, acı gerçeklerden kaynaklanıyor. Bu gerçeklerden ilki Sovyetler döneminden sonra Kırgızistan`da hiç bir zaman güçlü hakimiyetin olmamasıdır. Diğer biri ülke ekonomisinin hiç gelişmemiş olmasıdır. Üçüncü bir gerçek ise Afganistan, Çin ve Rusya gibi ülkelerin bu ülkeyle aynı coğrafyayı paylaşmasıdır. Evet, aslında çıkan çatışmaların gerçek nedenini de burada aramak lazım!

Kırgızistan dışarıdan karıştırıldı! Hem de açıkça söylersek Rusya tarafından karıştırıldı! Neden mi diye sorarsanız, cevap vardır: Rusya Kırgızistan`ı yeniden ve tam olarak kontrolü altına almak istiyor. Çünkü bu ülkede benzeri görülmeyecek bir hal vardır: bir tarafta Amerikan askerleri, diğer tarafta da Rus askerleri Kırgızistan toprakları içindedir. Şimdi bu iki dünya gücü her zaman çatışma içindedir ya! O yüzden de Rusya Kırgızistan`ı tek taraflı olmaya zorlamak için ülke içinde çatışmalar çıkartıyor! Kırgızistan olayları demokrasi, ekonomi sorunu değildir kesin! Kırgızistan olayları Rus emperyalizminin kurbanı olmanın daha bir kanıtıdır.

Peki neden sorunun Özbekler`le çıkartılmasını sorarsanız bunun altında yatan gerçek daha dehşetverici. Rusya bir taraftan ABD ile baş ediyor, diğer bir tarafta ise Türk Birliğini baltalıyor! Evet, amaç hem de Türk Birliğini baltalamaktır! Hatta son zamanlar Rusya`da bazı güçler Kırgızistan Rusya`ya birleşsin diye çağrı yapmaktalar! Asil tehlike de burda! Çağrı sahiplerine göre Kırgız halkı bağımsız yaşamayı beceremiyor ve ülke insanı böyle fakir ve berbat hayattan bıkmıştır artık!

Özbekler`le çatışmanın altında yatansa tabii ki, iki kardeş halkı ve ülkeyi düşman haline getirmek ve belirsiz bir süre için bu hali korumaktır. Yani yarın öbir gün Türk Birliği, diyelim ki, Bağımsız Türk Devletleri Birliği kurulursa bu iki ülke aynı birlikte yer almaz düşüncesiyle. Ama görünen o ki, Kırgız-Özbek çatışması çıkaranlar amaçlarına ulaşamayacaktır. Çünkü Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Karimov ve Kırgızistan Geçici Hükümet Başkanı Roza Otunbayeva olayların bir Kırgız-Özbek çatışması olmadığını, dışarıdan kışkırtıldığını bir kaç kez dile getirmişlerdir. Demek ki, insanların ölmesine, kaçkın haline getirilmesine rağmen planlanan senaryolar tam olarak gerçekleşememiştir. Yani Kırgızistan bu durumu atlatabilecek haldeymiş!

Bu arada diğer Türk devletlerine düşen acil vazifeler de vardır. En kısa zamanda Cumhurbaşkanlarımız İlham Aliyev (Azerbaycan), Nursultan Nazarbayev (Kazakistan), İslam Karimov (Özbekistan), Abdullah Gül (Türkiye), Gurbangulı Berdimuhammedov (Türkmenistan) ve Derviş Eroğlu (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) Kırgızistan Geçici Hükümeti ile biraraya gelerek ülkenin sıkıntılardan kurtulabilmesi ve ekonomik sorunların kısa bir sürede çözülmesi için harekete geçmelidirler. Yani Kırgızistan diğer Türk Devletlerinin onu yalnız bırakmadığını duymalı ve görmeli, kendine güven hissini yeniden kazanmalı, Rusya`nın değil, kendi öz kardeşlerinin yardımıyla yeniden ayakta durabilmelidir. Böyle olarsa bizim Türk Birliği isteklerimiz de en kısa zamanda gerçekleşir ve elbette ki, dünya bizimle hesaplaşmak zorunda kalır.

Ve sonuç olarak Kırgızlar ve Özbekler affet beni Tanrım, kardeşime saldırdım, affet beni kardeşim, ben sana saldırdım diyerek yeniden bir birlerini kucaklamalı, öfke ve suni yaratılmış düşmanlığı bir tarafa bırakarak düşmanın acığına yeniden aziz kardeşler haline gelmeliler. Ne yapalım, olanlar oldu, şimdi ileriye bakma zamanı. İleride ise bizi Bağımsız Türk Devletleri Birliği beklemektedir. Umarız milletimiz Kırgızistan krizini de kendine yakışan bir şekilde atlatır ve kardeşliğimiz devam eder.

*Azer Hasret Yedi Devlet – Bir Millet Konseyi Başkanıdır

Şu yazı Kazakistan`da yayınlanan Türki Əlemi gazetesinin Haziran 2010 sayısında yer almıştır.

Oxunma sayı: 10315
Share

1 Comment to "Affet Beni Tanrım, Kardeşime Saldırdım"