Kardeş elleri

Azər Həsrət

Azer Hasret

Ne hoş, değil mi? Muhteşem bir coğrafyaya sahip olmayı kastediyorum. Türk milletinin coğrafyası o kadar muhteşem ki, insan baktıkça bakıyor, gezdikçe geziyor, ama sonu bir türlü gelmiyor. Hep uzadıkça uzuyor, git git, sonuna varamazsın. Nerde başlıyor, nerde bitiyor, bilinmiyor. Avrupa`sı mı? Her tarafta Türk milleti var. Asya`sı mı? Yine aynen. Tıpkı tarihin kendisi gibidir Türk coğrafyası! Nerden başlıyor, nerde bitiyor bilinmez.

1999`ta Türkiye`den kalkıp Atayurt Kazakistan`a gitti. Bir vakıf kurdu. İsim olarak Türk Halkı Medeniyeti Vakfı`nı kullandı. Az sonra da bir gazete yayınlamaya başladı. Türki Alemi isimli. Türk dünyası içerikli bu gazeteyi arkadaşlarıyla birlikte zor şartlar içinde bile yayınlamaktan kalmadı. Hem Vakıf, hem de gazetenin ışığına Kazakistan Türkleri`nden oluşan aydınlar, öğrenciler, işadamlarını da toplamayı başardı. Kendini Anavatan Türkiye`dekinden hiç farklı olmayan bir ortamda buluyordu. “Ben buralarda hiç garip değilim” diyor sorduğunda. Neden mi? Çünkü burası da bir Türk toprağı, Türk vatanı! Ahmet Dağduran abimizden söz ediyorum. Kendisi ile 2004`te tanışma fırsatım olmuştu…

Kazakistan Cumhurbaşkanı, büyük siyaset adamı ve yaşayan en büyük Türklerden biri olan Nursultan Nazarbayev`in kızı Dariğa Nazarbayeva`nın davetlisi olarak 2003 ve 2004 yıllarında Almatı`da düzenlenen Avrasya Medya Forumu etkinliklerine katılmak için bu şehre gelmiştim. Dünyanın her tarafından büyük çaplı siyaset ve medya uzmanlarının biraraya geldiği toplantı sırasında herkes kendi üretimini tanıtmak için çaba harcıyordu. Bir yerde masa üzerinde Türki Alemi isimli bir gazete dikkatimi çekti. Acaba, bu nedir diye düşündüm ve hemen gazetenin bir tanesini alıp okumaya başladım. Allah Allah, benim davamın aynısıymış bu! Türk birliği, Türk milletinin kendine dönmesi, kendini tanıması için çaba harcayan bir gazete! Mutlaka buluşmamız lazım gazetenin sahipleri ile! Buluştuk tabii. Almatı`da gazetenin ofisini aradım, randevu aldım ve gittim. Böylece Ahmet Dağduran abimizle tanıştık. Hatırlıyorum, çok uzun sohbetlerimiz olmuştu. Binlerce kilometre öteden gelmiş olmama rağmen bu insanla aynı fikirleri doğuştan bile paylaştığımıza inanmıştım hemen!

Üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen Ahmet beyle ve başkanlığını yürüttüğü Vakıf`l bağlarımız yoğun bir şekilde devam etmektedir. Hem gazetenin, hem Vakıf`ın gelişmelerini ve gelişme hızını zevkle izlemekteğim. Bu arada Adana`dan hoş bir haber geldi. Türki Alemi gazetesinin Türkiye kolu yayına giriyormuş. Çok hoş bir haber. İhsan Dağduran kardeşimiz omuzlarını yükün altına vermiş bulunuyor. Sağ olsun. Türk milletine fayda verecek her işin zorluklarına katlanacak insan benim öz kardeşimdir. Tebrik ederim, İhsan bey! Güzel bir iş başlatıyorsunuzdur. Kazakistan`daki kardeşlerimizin okuduklarını Türkiye`deki kardeşlerimizin de okuması “Dilde, fikirde, işte birlik”imizi sağlama açısından çok önemlidir. Büyük fikir adamı İsmayil Gaspıralı “Dilde, fikirde, işte birlik” derken kastettiği de bu değil miydi? Hem de “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” diyen büyüğümüz Hacı Bektaş Veli de aynı istekleri kastetmiyor muydu? Demek ki, bir olmak, iri ve diri olmak için dilde, fikirde, işte birliğimizi sağlayacak işler yapmamız gerekiyor. Ve yapanlar var. Hem de seve seve yapanlar var. Şimdilik Türki Alemi, Türkiye`ye hoşgeldin diyelim. Bu bir başlangıçtır. Adeta gazeteler Türkiye`den Orta Asya`ya, Kafkaslar`a, Balkanlar`a uzanırdı. Şimdi ise biz tam tersini görüyoruz. Orta Asya`dan bir gazete Türkiye`ye uzanıyor. Bunun ne anlama geldiğini bir düşünelim. Bir zamanlar Türkiye`den uzanan ellere karşılık veriliyor artık. Kardeş kardeşe kardeşçesine el uzatıyor ve biz aynı milletiz diyor! Hayırlı uğurlu devamlı olsun diyelim!

*Azer Hasret Yedi Devlet – Bir Millet Konseyi başkanıdır.

Qaynaq: Türk Alemi Gazetesi (Türkiye), Ağustos 2010

Oxunma sayı: 7604