Atatürk ve Türk Düşmanlığına Karşı

Necdet SİVASLI

Necdet SİVASLI, necdetes@mynet.com

Kamu kuruluşlarından Atatürk adının silinmesi ve Türk adının söylenmesinin neredeyse yasak hale getirilmesi çalışmalarının sürmekte olduğunu görüyoruz. Daha önce bazı valiliklerin sitelerinden Atatürk fotoğraflarının kaldırılması, gelen tepkiler üzerine bunların tekrar yerine konulması konusu gündem yaratmıştı. Geçen gün de Atatürk’ün kurucusu olduğu Anadolu Ajansı (AA)’nın resmi sitesinde Atatürk’ün adının silinmiş olması, bizde yaratılmış olan kuşkularımızı daha da artırdı. Bunların dışında birçok yerde resmi kurum ve kuruluşlarında da Atatürk resimlerinin kaldırılması, Türk adının söylenmesinden kaçınılması da ayrıca tartışılması gereken bir konu olarak karşımızda duruyor.

Bütün bu olumsuzluklara karşılık, Atatürk düşmanlarına karşı olanların Atatürk ilke ve devrimlerini korumaya özen göstermeleri, Türklük ruhunu taşıdıkları ve göğüslerini gere gere “Ne mutlu Türk’üm diyene” demeleri Atatürk ve Türk düşmanlarına karşı verilen en güzel ve çarpıcı yanıt olarak görülmelidir.

AZER HASRET’TEN GELEN SES

Geçenlerde Yedi Devlet Bir Millet Konseyi Başkanı Azer Hasret, çok okunan ve özellikle Türk Dünyası’na seslenen Yalquzaq adlı internet sitesinde çok güzel bir yazıyı kaleme aldı. Azer Hasret bu yazısının başlığını da “İşte haykırıyorum: Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diyor.

Ülkemizde Atatürk ve Türk düşmanlığının giderek tırmandığı bir dönemde Azerbaycan’dan böyle bir seslenişin gelmesi bizce çok önemlidir. Kendilerini her zaman Türk olarak gören, “Türk’üm” demekten gurur duyan Azerbaycanlılar, bir yerde Atatürk ve Türk düşmanlarına da çok anlamlı yanıtlar veriyorlar.

Azer Hasret’in bu yazısını çok beğendik. Bazı bölümlerini alarak sizlerle de paylaşmak istedik. Atatürk ve Türk düşmanlarının da bunu iyi okumaları ve değerlendirmelerini bekliyoruz.

İNANMAK İSTEMİYORUZ AMA…

“Çok sevdiğimiz sanatçı Mustafa Yıldızdoğan, TRT’ye program için gitmiş. Program esnasında otururken “Ne mutlu Türk’üm Diyene” söylemiş. Olanlar da bundan sonra olmuş. Reklam arasında stüdyo görevlilerinden biri ona yanaşarak “Aman Mustafa bey, gözünü seveyim, Başbakan’ın kesin talimatı var. Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen genelge var. Artık TRT’de Ne mutlu Türk’üm diyene demek yasak.” demiş.

Şimdi bazı arkadaşlar bunun yalan olduğunu söylemekteler. Mustafa Yıldızdoğan çok değerli bir millet sevdalısı sanatçı olduğu için kendisini küçük düşürecek bir yalan söylemesi düşünülemez. O yüzden demek ki olay gerçektir. Ha, belki abartılmış olabilir. Hatta burada bir şaka falan da olmuş olabilir. Ama herhalde bir kaynağı aslı vardır olayın. İlla ki olmuş böyle bir olay.

2011 yılında tam da 26 Şubat günü TRT 1’in ekranlarında bir programı üzülerek seyretmekteydim. TRT’deki programcılar, Türk-Ermeni dostluğunu tebliğ eden ve gerektiren bir program sunmaktaydı. Çok üzüldük o gün. Ben de benim gibi Türkiye sevdalısı milyonlarca diğer Azerbaycan Türk’ü de. Şimdi dersiniz ki” Ne alakası var?” Alakası var arkadaşlar anlatayım:

ERMENİ’DEN DOST OLMAZ

26 Şubat Azerbaycan Türklüğünün tarihinde bir soykırım günüdür. 26 Şubat 1992 tarihinde Ermeniler Azerbaycan’ın Karabağ bölgesindeki Hocalı şehrini yeryüzünden silmiştir. Tam 613 sivil bir gecede öldürülmüş, bir o kadar insan esir edilmiş, toplam 8 bin kişilik şehir yeryüzünden silinmiştir. Bir gecede. Dikkat edin lütfen. Bir gecede diyorum. Ve tüm bunları yapanlar da TRT’nin bize dost olarak sunduğu Ermeniler…

Ve aynı dost Ermeniler on yıllardır dünyayı dolaşıp “Türkler bize soykırım yaptı” diyorlar. Bununla da kalmıyorlar her tarafta Türk’lere saldırıyorlar. Türk diplomatlarını, Türk sivilleri katlediyorlar TRT’nin “dost” dediği Ermeniler.

Şimdi TRT diyor ki “Ne mutlu Türk’üm” demek yasak. Olur mu böyle şey? Meğer Mustafa Kemal Atatürk “Ne Mutlu Türk’üm diyene” diyerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmadı mı? Meğer üzerinde gezdiğimiz, rahat yaşadığımız topraklar “Ne mutlu Türk’ün diyene” diyenlerin kanları hesabına size armağan edilmedi mi? Ne çabuk unuttunuz babalarınızın, dedelerinizin kanları pahasına bugün var olabilmeniz gerçeğini…

İster Başbakan, ister Cumhurbaşkanı, ister TRT… Yüz tanesi, bin tanesi gelse bile tekrara tekrar söylüyorum. “Ne mutlu Türküm diyene.” Söylemekle de kalmıyorum. İşte haykırıyorum: Ne mutlu Türküm diyene!

Sağır kulaklarınızı açın, işitin. Ben, tam Azerbaycan’dan, Kafkasya’dan tüm Dünya’ya sesleniyorum. “Ne mutlu Türküm diyene.” Birileri bugün bir televizyon kanalında bir gazetede Türklüğümüze yasak getirme çabasında olabilir. Ama, biz Türklüğümüzden hiç vaz geçmeyiz. Vaz geçtiremezsiniz.”

Qaynaq: Memleket Sivas

Oxunma sayı: 4644
Share