Kırgızistan sınırında Uygurlar`ın öldürülmesi…

Azer Hasret, azer@azerhasret.com

Kırgızistan`da meydana gelmiş bir olay ortalığı karıştıracağa benziyor. Hem de Uygurlar, Özbekler ve Kırgızlar arasında çatışmaların gündeme gelmesi açısından.

Olay özetle şöyle:

Kırgızistan basınına göre, 23 Ocak günü 11 kişilik bir grup gizli yollarla Çinin işgali altındaki Türk Yurdu Doğu Türkistan`dan Kırgızistan`a sızmış. Dört bin metre yükseklikteki dağlarda her nasılsa Çin sınır bekçilerini atlatarak Kırgızistan`a sızmayı başarmış Uygur gençlerden oluşan grup burada bir avcıya rastlamış. Kırgızistan vatandaşı, Rus milletinden olan avcı Aleksandr Barıkin onları durdurarak dağların başındaki bir barınağa kadar getirmek istemiş. Uygur gençler bıçakla, baltayla, bu gibi silahlarıyla avcıya saldırmış. Avcı tüfekle karşılık vererek onlardan ikisini öldürmüş, ama kendisi de kurtulamamış. Avcıyı öldürmeyi başarmış Uygurlar bir de onun kafasını kesmiş.

Avcı sınır ihlalcilerini yakalamazdan önce bir de Kırgızsitan sınır güvenlik güçlerine haber verebilmiş. Ama tabii ki, dağlar yüksek ve geçilmez olunca onların yetişmesi bayağı zaman almış.

Sınır bekçileri gelince sağ kalan Uygurların barınağa sığındığını görmüşler. “Teslim ol” çağrısı yapılmış. Uygurlar avcıdan ele geçirdikleri tüfekle karşılık vermişler. Hal böyle olunca Kırgız askerler ek yardım istemiş, yeni gelen askerlerle birlikte Uygur gençlerin hepsini öldürmüşler. Yani hiçbiri kurtulamamış. Kırgız askerlerden bir tanesi de hafif yaralanmış.

Artık ölü olan sınır ihlalcilerinin üzerinde arama yapılmış. 11 adet bıçak, 2 adet balta, üzerinde namaz kılmak için 11 adet kilim, pense, tel kesmek için pusula, yiyecek, bir az para, 11 adet siyah maske, 11 kişiye kefenlik için yetecek kadar beyaz bez, harıtalar ve bilmem daha neler bulunmuş. 25-30 yaşındaki gençlerin Müslüman-Uygurlar olması kesinlik kazanmış. Artı, onların Çin zulmünden kaçan “Uygur bölücüleri” olduğu tesbit edilmiş. Yani Kırgızistan resmi kaynakları öldürülmüş gençleri böyle nitelendirmiş.

Ölü ele geçirilmiş Uygurlarla bağlı Çin`in Bişkek`teki Büyükelçiliğine haber verilmiş, onlar bakmış, tabii kimseyi tanımamış. Ama fotoğraflar çekilerek Çin`e gönderilmiş. Şimdilik bir haber yok.

Yani olay bundan ibaret. Kısacası, sınır bozucuları mahvedilmiş, ölü olarak ele geçirilmiştir.

Şimdi de gelelim ortalığı karıştıracak iddialara. Sosial medyada bazı şahıs ve gruplar Kırgızistan devletini Türk Dünyası`na ihanette, kardeş Uygurlar`a karşı vahşice davranmakta itham etmekte. Bana göre, böyle suçlama asılsızdır. Çünkü Kırgızistan sadece devlet sınırını ihlal etmiş kişileri mahvetmiştir. Tabii ki, devletin böyle bir hakkı vardır. Peki, mahvetme yöntemi doğru mudur? Tartışmaya açık bir konu bu.

Bence de mahvetme, sınır ihlalcilerini ele geçirme veya durdurma yöntemi daha farklı olabilirdi. Meselâ, Kırgız kamuoyunun şu an tartışmakta olduğu bir konu var: neden sınır ihlalcilerinden hiçbiri sağ olarak ele geçirilmemiş? Benim için de hâlâ yanıt beklemekte olan bir sorudur şu.

Gerçekten de Kırgız sınır bekçileri farklı davranarak onlardan bir kaçını, veya hepsini sağ olarak ele geçirebilirdi. Ama askerlerin açıklamasında deniyor ki, Uygur grubu silahlı karşılık verince ve onların elinde ne kadar silah ve mermi olduğunu bilmedikleri için uzun süreli “teslim ol” çağrılarının ardından tümünü mahvetmek zorunda kalmışlar. Yani kendi güvenliklerini temin edebilmek için. Yanlış bir sebep sayılmaz aslında.

Herhalde gönül isterdi ki, genç Uygurlar kurşunlanma yerine sağ olarak ele geçirilseydi keşke. Kanun, sınır ihlali varsa (vardır tabii), kanun önünde cevap verselerdi keşke. Ama olmamış, hepsi öldürülmüş.

Açık sorulardan bir tanesi de kuşların bile uçması imkansız olduğu Çin sınırından Uygur gençlerin Kırgızistan tarafa nasıl sızmasıdır. Oraları iyi bilenler bilir ki, Kırgızistan tarafta sınır nerdeyse korunmazken Çin taraf tam donanımlı bir şekilde kuş bile uçurmuyor.

Bir provokasyon olabilir mi, acaba? Olabilir. Hem de Çin devletince düzenlenmiş bir provokasyon. Çünkü Çin devleti Orta Asya`da Sovyetler`in yerini almak için her türlü yola baş vuruyor. Tabii ki, daha başarılı olmak için Türk halkları arasında çatışmaların çıkması Çinin işine yarar. Yani kontrol altında tuttuğu Doğu Türkistan`la Orta Asya`nın bağımsız Türk devletleri arasında tatsızlık yaşanması Çine çok gerekli. Birlik olmasın, yeter.

Aslında Uygurlar`la yaşanan olay Orta Asya`da Türk halkları arasında yaşanan tatsızlıklardan ilki değil. Hâlâ 1989`da Özbekistan`ın Fergana vadisinde çıkmış kardeş çatışması sonucu yüz bin Ahıska Türkü`nün göçe zorlanması unutulmadı. O zaman olayları Sovyet (Rusya) KGB`sinin çıkardığı söyleniyordu. Ama Çin de olabilirdi. Veya ikisi birlikte olabilirdi. Çünkü Türkler`in birliğinin bozulması her iki devlete gerekli.

Ardından Kırgızistan`ın Oş şehrinde, son yıllarda Bişkek`te bile Ahıskalılar`a, Özbekler`e karşı çıkan olaylar da aynı türden. Söylemek istediğim şudur ki, dış güçler, genellikle de tarihi Türk düşmanlığı yapan Çin ve Rusya muhakkak Orta Asya Türkleri arasında çatışmaların çıkması için çaba harcamakta. O yüzden 23 Ocak 2014 günü yaşanan olayda da sadece Kırgızistan`ı itham etmek yanlış olur. Burada daha çok Çin`in üzerinde durulmalı.

Tüm şunlarla birlikte kardeş Kırgızistan Devleti`nin kardeş Uygurlar`la bağlı olayı geniş ve ayrıntılı bir şekilde aydınlatması lazım. Kim olur olsun, ne için olur olsun, bir Türk`ün başka bir Türk`ü öldürmesi hiçbir halde doğru adım değildir. Hele hele bu Türkler Çin gibi bir devletin işgali ve zulmü altındaysa.

Şimdilik bir kadar sabrımızı basalım, bekleyelim…

Bu arada, 5 Şubat 1997 yılında Doğu Türkistan`ın Gulca kentinde Çin güvenlik güçlerince şehit edilmiş 400 Uygur kardeşimizi de rahmet ve minnetle anıyoruz. Kadir gecesinde bir araya toplanarak Kuran okuyan Uygur kadınların tutuklanması ve ikisinin polislerce öldürülmesiyle başlayan olaylar sonucu iki bin kişi tutuklanmış, Uygurlar içkencelerle öldürülmüştür. Unutmadık, unutmayız tabii…

Qaynaq: Milliyet Blog

Milliyet Blog

Milliyet Blog

Oxunma sayı: 1133